Kod Adı: Venüs aka Kıbrıs
Kıbrıs Türk Sinema Tarihi açısından önemli bir adım sayılabilecek filmi cumartesi günü izledim. Filmin başında yer alan İngilizlere kiralanan Kıbrıs adası ifadesine hafif gülümsedim. Türkiye nasıl Almanya’nın yenilmesi sonucunda Birinci Dünya Savaşı’nda yenik sayıldıysa, biz de aynı mantıkla İngiltere’ye “kiralandık”. Resmi tarihte yer alan “36 yıllık” 1878 -1914 tarihleri arasında yıllık 92 bin altın (günümüz değeri ile yıllık 4 milyon sterlin) düzenli olarak İngiltere tarafından ödendi mi? Yoksa Berlin Antlaşması sırasında Osmanlı kaz gelecek yerden tavuk esirgenmeyeceğini düşünüp elindeki bulgurdan mı oldu!
Kod Adı Dr. Jones
Film Aziz Barnabas Manastırında bir çiftin, bir yazmayı bulması ile başlıyor. Gaz lambaları ile anıt mezarın tam tepesinde hiçbir muhafazaya alınmamış bir belgeye ulaşan ikilinin daha sonra başrol oyuncusunun ailesi olduğunu öğrenirken, mezar hırsızları mı yoksa alanında yetkili bir arkeolog çift mi olduğunu öğrenemiyoruz. Zaten fark da etmiyor, o belge filmin ilerleyen hiçbir yerinde bir daha karşımıza çıkmıyor.
Film daha sonra 1956 yılına geliyor. Kahramanımız Venüs, ailesini araştırmak için Kıbrıs’a dönüyor. Çocukluk arkadaşlarını buluyor. Kemal isimli bir Kıbrıslıtürk, Adamos adında bir Kıbrıslırum. Burada verilen iki cemaatin birbirini çekememesi ve oluşan nefret son derece güzel verilmiş.
Kod Adı: Aksansal Problemler
Bir Kıbrıslıtürk olarak filmde beni en çok üzen, diyaloglar oldu. Rumlar hem kendi aralarında hem de Türklerle İngilizce konuşuyor, dahası Kemal’in annesi ve Adamos’un annesi bile kendi aralarında İngilizce anlaşıyor, yapmayın beyler benim tam olarak babaannemin nesline denk gelen Kıbrıs’ta, iki toplum ya Türkçe ya da Rumca anlaşıyordu. Hangilerimizin büyük anneleri İngilizce konuşacak kadar (1910-1920 doğumluları kastediyorum) İngiliz eğitiminden geçti? Bu basit “gözden kaçma” kolaylıkla filmin DVD’sinde düzeltilebilir. Sonuçta filmin gişe başarısındansa DVD satışlarının daha iyi olacağını tahmin ediyorum. Bir de hazır dilden konu açılmışken şunu da belirtiyim, İngilizler dışında aksanını en beğendiğim oyuncu Khloe idi. Geri kalanların İngilizcesinde sonrasında öğrenilmiş bir Amerikan aksanı sezdim.
Kod Adı: TMT
Kemal’in TMT yemin sahnesini ve merhum cumhurbaşkanımız Denktaş’ın tabancasının kullanılmış olması gibi detayları çok beğendim. Beklentim, filmde TMT’nin daha aktif rol almasıydı, ama olmadı. Filmin ilk yarısından sonra ikinci yarısı birden çok hızlandı, ben bu filmin devamı çekilecek diye hayaller kuruyordum izlerken, Örneğin Kemal’in TMT’ye katılmasından sonra bu yıl 55. Yıldönümü olacak olan Türkiye’nin Çanakkale’si ne ise bizler için önemli olan Erenköy Direnişi’ni bile göreceğimi umdum. Ya da Geçitkale’yi…
Kod Adı: Hız
Film anladığım kadarıyla çeşitli nedenlerden ötürü sona doğru birden hızlandı, Aziz Barnabas’ta bulunan doküman unutuldu, Limasol’da, Baf’ta, Lefkoşa’da 1963-1974 arasında yaşananlara yer verilmeden, birden 1974 yılına gelindi.
Bir Kıbrıslıtürk olarak böyle bir filmin çekilmiş olmasına ve mezun olduğum okulun sponsor olmasına son derece sevindim. Tek dileğim, bu alanda daha çok sinema filminin çekilmesi, sonuçta söz uçar yazı kalır, film sonraki nesillere ulaşır.
Esen Kalın